• Serdar Doğruel

Bir Sempozyumun Ardından - RODOS


Bir öğretim üyesi için mesleğin en güzel yönlerinden birisi, hiç şüphesiz uluslararası katılımlı bilimsel etkinliklere katılmak olmalı. İnsan böylelikle son dönemlerde ortaya çıkan yeni araştırma konuları hakkında bilgi sahibi olma, alanın önde gelen isimleriyle tanışma, sunum yapma tecrübesi kazanıp yeni sunum tekniklerini gözlemleme, kendini tanıtarak akademik çevreyi genişletme, faydalı ortaklıkların temellerini atma ve günlük hayatın monotonluğundan birkaç günlüğüne de olsa kurtularak farklı bir havayı soluma imkanlarının tümüne birden eşzamanlı olarak kavuşabiliyor.

Sempozyumun düzenlendiği 1400 km2’lik yüzölçümüyle Yunanistan’ın dördüncü büyük adası konumunda olan, tarihi ve doğal zenginliklerinin yanında plajları ve modern tesisleriyle yılda yaklaşık üç milyon turist tarafından ziyaret edilen Rodos hakkındaki gezi yorumlarına geçmeden önce sempozyumun organizasyonunda büyük emeği olan Su Kirlenmesi Araştırmaları ve Kontrolü Türk Milli Komitesi’nden (SKATMK) söz etmekte ve bu komitenin çalışmalarına yönelik genel bilgi vermekte büyük yarar var.

SKATMK, Katı Atık Kirlenmesi Araştırma ve Denetimi Türk Milli Komitesi (KAKAD) ve Hava Kirlenmesi Araştırmaları ve Denetimi Türk Milli Komitesi (HKADTMK) ile birlikte Türkiye’deki üç üniversite bünyesinde kurulmuş olan “Türk Milli Komiteleri” arasında yer alıyor. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 7. Maddesi uyarınca “çeşitli bilim ve sanat alanlarında bilimsel milli komiteler ve çalışma grupları kurmak” hükmüne dayandırılarak çevre mühendisliği konularında faaliyet göstermek üzere kurulmuş olan bu komiteler su, katı atık ve hava konularındaki araştırmaları ve denetim çalışmalarını teşvik etmek, yürütmek ve desteklemek; su, katı atık ve hava konularında bilimsel toplantılar düzenlemek ve bilimsel yayınlar çıkartmak; suya, katı atığa ve havaya ilişkin kirlenmeyi denetleyip asgariye indirgemek için ilgili resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yapmak; bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunmak; uluslararası organizasyonlara üyelik ve uluslararası işbirliğini geliştirmek amaçları doğrultusunda hizmet vermekteler. Bu arada, adı geçen komitelerden görece en eskisi olan KAKAD’ın başkanlığını kuruluşundan bu yana mahallemizde oturmakta olan Prof. Dr. Günay Kocasoy’un yaptığının altını çizmek gerekiyor.

SKATMK, 1990 yılında eski ismiyle International Association on Water Quality (IAWQ), şimdiki adıyla International Water Association (IWA) statüsüne uygun biçimde Resmi Gazete’de yayınlanarak kuruluşundan bu yana geçen süre içerisinde birçok ulusal ve uluslararası konferans düzenledi. IAWQ’nun sponsorluğu altında yapılan ve “Uluslararası İhtisas Konferansları” dizisi içinde yer alan; aynı zamanda bu makalenin yazılmasına ön ayak olan “Tarıma Dayalı Endüstrilerde Atık Yönetimi Problemleri (Waste Management Problems in Agro Industries)”, bu konferanslar içerisinde kökü en eskiye dayananı durumunda. Liderliğini SKATMK’ın üstlendiği bu sempozyum serisinin ilk ikisi bizzat bu komitenin organizatörlüğünde 1989 ve 1992 yıllarında İstanbul’da yapıldı. 1995 senesinde Meksika’da düzenlenen üçüncü konferansı, 1998 yılında SKATMK tarafından İstanbul’da organize edilen serinin dördüncü sempozyumu izledi. IAWQ ile IWSA’nın (International Water Supply Association) IWA çatısı altında birleşmesinin ardından yapılan beşinci konferans, 2001 yılında Japonya’nın Shiga şehrinde gerçekleştirildi. Altıncısı 2003 yılında Güney Kore’nin Seul şehrinde, yedincisi 2006 yılında Hollanda’nın Amsterdam şehrinde düzenlenen sempozyum serisinin sekizincisi 2011 senesinde yeniden Türkiye’de yapıldı. İzmir’de organize edilen sempozyumun üzerinden üç yıl geçtiğinde, bu seferki ev sahibi Japonya’nın Kochi şehriydi. Bu yazıya konu edilen sempozyum serisinin onuncusu ise, 19-21 Haziran 2019 tarihleri arasında Yunanistan’ın Rodos adasında gerçekleştirildi. Rodos’taki etkinlik sempozyum serisinin otuzun yılına yaraşır şekilde hem su ve atıksu arıtımı alanlarında uluslararası uzmanların, bilim insanlarının ve uygulamacıların bir araya gelmelerini sağladı; hem de konuyla ilgili bilgi ve birikimlerin paylaşılmasına ve uluslararası ölçekte tartışılmasına imkan tanıyacak bir ortam hazırladı.

Şimdi sıra, Marmaris’ten sadece bir saatlik feribot yolculuğu uzaklığındaki Rodos’ta; adaya dair izlenimler, doğal olarak sempozyumdan artakalan zaman elverdiği ölçüde edinilenlerle sınırlı.

Eski Şehir

Orta Çağ’dan günümüze kadar varlığını korumayı başarmış diğer şehirlerle karşılaştırıldığında, Rodos’taki Eski Şehir’in halen içinde yaşanan en büyük ve en iyi korunmuş örneklerden birisi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu yüzden, Eski Şehir’in UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesindeki kültürel varlıklardan biri olarak ilan edilmiş olmasına hiç şaşırmamak gerek. Eski Şehir, toplam altı kapıdan girilen ve halihazırda tamamı ayakta olan yaklaşık dört km uzunluğundaki surlarla çevrili bir bölgenin içinde bulunan yapılardan meydana geliyor.

Resim 1. Eski Şehir

Eski Şehir Şövalyeler Bölgesi, Türk Mahallesi ve Musevi Mahallesi adı altında üç bölgeye ayrılmış durumda. Eski Şehir’i adımlarken sarayların, camilerin ve kiliselerin dışında şövalyelere ait binalara ve kumtaşından yapılmış kale surlarına hayranlık duymamak gerçekten mümkün değil. Büyük Üstatlar Sarayı Eski Şehir’in en yüksek bölgesinde bulunan ve şövalyelerin adayı yönettikleri yer olarak bilinen Büyük Üstatlar Sarayı, hiç kuşkusuz Rodos’un en etkileyici yapılarından biri. Günümüzde müze olarak ziyaret edilebilen bu saray, Rodos’un Antik Çağ ve Orta Çağ devirlerine ait arkeolojik eserlere ev sahipliği yapıyor.

Resim 2. Büyük Üstatlar Sarayı

Şövalyeler Sokağı

Büyük Üstatlar Sarayı ile birlikte Şövalyeler Bölgesi sınırları içerisinde yer alan ve mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri de Şövalyeler Sokağı. Orta Çağ’dan kalma taşlarla döşeli yaklaşık yarım kilometre uzunluğundaki bu sokak, şövalyeler tarafından kullanılan hanlara ev sahipliği yapmış büyüleyici bir mekan olma özelliği taşıyor.

Resim 3. Şövalyeler Sokağı

Hipokrat Meydanı

Eski Şehir’in başlıca meydanı ise, ortasındaki çeşmeden dolayı Şadırvan Meydanı olarak da anılan Hipokrat Meydanı. Hediyelik eşyaların satıldığı; restoran, bar tarzı yerlerin ağırlıkta olduğu meydan özellikle akşamüstü saatlerinde kalabalıkların uğrak yeri konumunda. Bu meydana açılan birbirinden güzel sokaklara girip çıkmak ve herhangi bir zaman kaygısı olmaksızın onların gizemini keşfetmeye çalışmak, insanda gerçekten inanılmaz bir his uyandırıyor.

Resim 4. Hipokrat Meydanı

Saat Kulesi

Rodos’a ve Büyük Üstatlar Sarayı’na bir de şehrin en yüksek noktasından bakmak istenirse, Saat Kulesi bu iş için adeta biçilmiş kaftan. 1851 yılında yapımı tamamlanan ve zamanında gözetleme kulesi olarak da işlev gören bu tarihi kule, Eski Şehir’in en bilindik caddelerinden biri olan Sokrates Caddesi’nde bulunuyor.

Resim 5. Saat Kulesi

Kanuni Sultan Süleyman Camii

Eski Şehir, aynı zamanda adanın en değerli yapılarından biri olan ve adanın fethinden sonra Pargalı İbrahim Paşa tarafından yaptırılan Kanuni Sultan Süleyman Camii’ni de bünyesinde barındırıyor. Sokrates Caddesi’nin sonunda yer alan ve gül pembesi duvarlarıyla dikkatleri üzerinde toplayarak inşa edildiği dönemdeki Osmanlı hakimiyetini simgeleyen cami, günümüzde müze olarak ziyaretçilerinin yolunu gözlüyor.

Resim 6. Kanuni Sultan Süleyman Camii

İbrahim Paşa Camii

Rodos’ta ibadete açık tek cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı uyarınca adada inşa ettirilen iki camiden biri olan ve Hipokrat Meydanı’na sadece birkaç dakika uzaklıkta konumlanan İbrahim Paşa Camii. Caminin Ramazan ayında, dini bayramlarda, kandillerde ve her gün öğle namazı vaktinde ibadete açık olduğunu belirtmekte fayda var.

Resim 7. İbrahim Paşa Camii

Ta Petaladika ve Pizanias

Eski Şehir’in bir diğer özelliği de, yeme-içme ve alışveriş mekanlarını bir arada tarihi surların içerisinde ağırlıyor olması. Rodos’un en meşhur restoranları ile en güzel dükkanlarının çoğu Orta Çağ’dan kalma yapılarda hizmet veriyor; bu yüzden, bu eşsiz mekanları es geçmek büyük bir yanılgı olacaktır.

Resim 8. Ta Petaladika

Resim 9. Pizanias

Rodos Palace Hotel ve İksia Plajı

Sempozyum 19-21 Haziran tarihleri arasında düzenlendiği ve hafta sonunda tekrarlanan İstanbul Belediye Başkanlığı Seçimi nedeniyle sempozyum bitiminde zaman yitirilmeden geri dönülmesi gerektiği için Rodos’un birçok plajını gezmeye zaman ayırmak pek olası değildi. Sempozyumun gerçekleştirildiği Rodos Palace Hotel’in de şeridinde yer aldığı İksia Plajı, masmavi denizi ve kilometrelerce uzanan sahiliyle adanın en popüler plajlarından biri sayılıyor.

Resim 10. Rodos Palace Hotel

Resim 11. İksia Plajı

Anthony Quinn Koyu

Rodos Adası’nın belki de en güzel koyu, Anthony Quinn’in başrolünde oynadığı 1961 yapımı Navaron’un Topları’nın filminin çekildiği Anthony Quinn Koyu. Gizli bir cenneti andıran bu koy, yeşillikler içinde kıpırtısız bir deniz arayanlar için tam anlamıyla ideal bir yer.

Resim 12. Anthony Quinn Koyu

Umarım, sizlerin de yolu günün birinde Rodos’a düşer ve bu şirin adanın keyfini doyasıya çıkarma fırsatınız olur.

Serdar Doğruel

#ayınmakalesi

192 görüntüleme

© 2023 by Name of Site. Proudly created with Wix.com