• Nilgün Yakut

Farkındalık ve Empati Hakkında Bazı Düşünceler…

Güncelleme tarihi: 31 Ara 2021

Yaşamlarımızın içindeki deneyimlerimiz ve deneyimlediğimiz çeşitli konular, süreçler arttıkça, farklı farklı bakış açılarını kazanmamızın bizlerde oluşturduğu derinleşebilmelerimizdir aslında "farkındalık’ ve ‘empati’ kısaca…

Derinleşebilmemizle birlikte yaşamı, ilişkileri, insanları anlamlandırabilmemiz, daha iyi anlayabilmemiz, daha etkili iletişimler kurabilmemiz de birbirini besleyici , geliştirici yansımalara vesile olabilmekte. Başkalarının üzüntü veya sevinçlerini anladığımızı zannettiğimizdeki duygu ve düşüncelerimizle, benzer nitelikte bir sevinci veya üzüntüyü kendimiz de yaşadıktan sonraki duygu ve düşüncelerimiz, konuları ve olayları algılama ve yorumlama niteliğimiz önemli değişimler gösterebilmekte. Bir başkasının yaşadığı sevinci ve üzüntüyü anladığımızı zannettiğimizdeki bakış açımız ile kendimiz bu duyguları yaşadıktan sonra hissettiklerimiz arasındaki büyük farkları, kimi zaman çok da düşünmeyiz ve hatta önemsemeyiz bile. Böylesi farkları anlamlandırabilmemizin nedenini ‘farkındalık’ olarak ifade edebiliriz, eğer üzerinde biraz düşünebilecek olursak. Farkındalıklarımız, yaşanan pek çok deneyimle ve süreçle paralel olarak hem artar hem gelişir hem de sürekli olarak derinlik kazanmaya devam eder.

Peki, birbirimizi sevebilmeyi, birbirimize değer verebilmeyi yaşamlarımızın tam merkezine koyabilecekken, hak ettiğimizi düşündüğümüz sevgiyi ve beklediğimiz değeri görebilmemizin yerine sevgisizliği, değer verilmemesini, kini, nefreti deneyimleyişimiz , nelerin sonucu olarak gerçekleşebilmektedir ?

Değer verilmesini beklediğimiz düşüncelerimize, davranışlarımıza ve yarattığımız emeğin, katma değerin önemli olduğuna inandığımız zamanlarda , değersizliği veya eksikliği , yoksunluğu yaşadığımızda , daha mı iyi fark ederiz acaba ‘farkındalık’ kavramının yaşamlarımızdaki anlamını ve önemini ?...

Ya da üzüldüğümüz ve incindiğimiz, duygusal açıdan yaralandığımız zamanlarda neden yeterince anlaşılmadığımızı düşünürüz? Üzüntümüzün yeterince fark edilmediğini içimizde hissetmemiz , aslında haklı , doğru ve yerinde olduğuna inandığımız beklentilerimizin karşılığını yeterince bulamayışımızdan mı kaynaklanmaktadır ?...

Ne kadar bilindik ve alışıldık durumlar olsa da bunlar pek çoğumuz için, neden hak ettiğimizi düşündüğümüz sevgi, saygı, değerli bulunmak, önemsenmek, söylediklerimizin önyargısızca dinlenmesi gibi duygu ve davranışlara ilişkin insani arayışlarımız , yaşamlarımız boyunca hiç bitmek bilmez ? Böylesi boşlukların içimizde var olmaya devam etmesi neden hep sürer gider ? Acaba neden böylesi duyguları yaşamaya devam edişimiz süreklilik gösterir çevremizde, özel ve iş yaşamlarımızda ?...

Doğup büyüdüğümüz aile ortamları , gittiğimiz okullar , sosyal çevrelerimiz, ilişkiler ağımız bizlerin duygu ve düşüncelerimizin şekillenip kişiliklerimizin oluşumunda etki yaratan en belirleyici unsurlar arasında değil midir? Sevgiyi ve nefreti , sevinci ve hüznü, saygıyı ve saygısızlığı, hoş görüp bağışlamayı ve kin tutmayı, değer vermeyi ve değer görmeyi, önemsemeyi hep içinde bulunduğumuz özel ve sosyal çevrelerimizde görerek, hissederek, deneyimleyerek yüreğimizin, beynimizin köşelerine yavaş yavaş yerleştirmiyor muyuz günden güne , aydan aya, yıldan yıla ???…

Yaşadığımız süreçlerde bedenlerimizin ve ruhlarımızın farklı köşelerine yerleşen tüm bu değişik duygularımız ve düşüncelerimiz, davranışlarımıza yansıyarak doğru ve haklı olduğumuza inandığımız beklentilerimizin içten içe oluşmasına zemin oluşturabilmekte. Hatta, içimizden dışımıza doğru bir çeşit yolculuğa çıkmamıza neden olabilmekte söylemlerimizle, eylemlerimizle.

Bu duygu ve düşüncelerden hangileri daha yoğun ve baskın olarak bizleri etkiliyor ise, bizler bu duygu ve düşüncelere yönelip yoğunlaşabiliyoruz. Yaşadıklarımızla ilgili farkındalıklarımızı kendi içimizde eğer hiç sorgulamıyor ve üzerinde düşünmeye değer bulmuyor isek, bazen olumludan çok olumsuz etkileri ve yansımaları yüreğimizin, beynimizin içine kadar yerleştirmiş olmuyor muyuz ?

Bizi biz yapan tüm duygularımızı, düşüncelerimizi dillendirerek veya vücut dilimizle ifade ederek, yüreğimizin ve beynimizin köşeciklerinden açığa çıkabilen iletişimimizi, davranışlarımızı, söylemlerimizi, kendi içimizde tüm biriktirmiş olduklarımız oluşturmakta. İçerideki biriktirdiklerimiz bazen sözlerimizle, bazen davranışlarımızla, bazen de sadece bakışlarımızla gözlerimizden süzülebilmekte …

İçimizin köşeciklerinde daha çok güzelliği biriktirebildiğimizde ailelerimize, çevremize daha yüksek farkındalık içinde daha olumlu, daha yapıcı, daha sevgi ve saygı dolu etkileşimler yaratabilme fırsatımız aslında her zaman var. Empati duygusunun gücünü de hissedip çevremizde olup bitenleri daha sağlıklı hale dönüştürebiliyoruz, tüm algılarımızın harika bileşimleriyle… Bizlerin farkındalıklarımızın ve empatimizin yüksekliği, karşımızdakilere de çevremize de yeniden olumlu farkındalıklar olarak, hem de empatinin sadece sözde değil, yürekte ve eylemlerimizde de şekillenmiş halleri olarak yansıyabilmekte.

Yüksek farkındalık ve yüksek empati ile olumlu düşünceleri ve davranışları geliştirebilmemizle birlikte çevremize ve topluma da ne kadar güzel bir katkıda bulunduğumuzu, bu katkının bizlerin bireysel mutluluk duygularımızı yeniden besleyici yeni yeni yansımalarının da mutlaka olduğunu, olacağını ve olmasının müthiş dönüştürücülüğünü düşünmemize ve uygulamaya geçirmemize, fazlasıyla değeceğine yürekten inanıyorum.

Olumlu farkındalıklarımızı zenginleştirme yolunu seçip , empatinin gücünü birbirimizle çok daha kaliteli etkileşimler için yüreğimizden çıkararak etrafımıza yayabileceğimiz güzelliklere, sevgiye, hoşgörüye , içtenliklere koşulsuz yer açabilmemiz umut ve dileğiyle…

Şimdiden , hepimize harika bir yeni yıl diliyorum.

Sağlıkla , sevgiyle, farkındalık ve empati ile kalalım hepimiz.


Nilgün Yakut



Nilgün Yakut - Özgeçmiş

Ankara doğumlu olan Nilgün Yakut, TED Ankara Koleji, ODTÜ Ekonomi (Lisans) ve Boğaziçi Üniversitesi (Yüksek Lisans) mezunudur.

Unilever’de başlayan profesyonel kariyerinde üretim ile ilgili birçok süreç içinde yer almış , Şişe Cam grubunda düz cam üretim ve yatırımlarıyla ilgili araştırma ve planlama sorumlulukları üstlenmiştir. 20 yılı Koç Grubunda olmak üzere 25 yıl finans sektöründe görev almıştır. Marmara Üniversitesinde ve İstanbul Ticaret Üniversitesinde yarı zamanlı öğretim görevliliği yapmasının yanı sıra , farklı sivil toplum projelerinde ve sahada aktif olarak kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi, çocuklar ve gençlerde finansal okuryazarlık farkındalığının geliştirilmesi, gençlerin üretime katılmalarına ve istihdamlarına yönelik projeler hazırlamış ve yönetmiştir. Anadolu’da, AB fonlarıyla kurulmuş olan bir kuluçka merkezinde üstlendiği görev kapsamında gerek erken aşama girişimciler ile gerekse de kobiler ile mentor, danışman ve işletme koçu olarak birebir çalışmıştır. Halen, bilişim alanında bir vakfın faydalanıcı olduğu ve dijital mesleklerin standartlarının ve yeterliliklerinin oluşturulmasına odaklanmış bir Avrupa Birliği projesinin yöneticiliğini sürdürmektedir.

Kadınlar, gençler, istihdam , kalkınma , verimliliğin teknoloji desteği ile artırılması, girişimcilik ve kobiler, tarım, proje yönetimi konuları ve çalışmaları, ilgi alanı içinde yer almaktadır.



149 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör