• Selda Özen

Ruhsal Açıdan Sağlıklı Bireyler Yetiştirmek

Çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan sağlıklı büyümeleri, kendi ayaklarının üzerinde güvenle durabilmeleri ve içinde büyüdükleri topluma yararlı bir birey olabilmeleri, ebeveynlerin çoğunun ortak hedefi/amacıdır.

Çocukları için arzu ettikleri bu amaçlara ulaşabilmelerin de ise, anne – baba olarak katkıları çok önemlidir.

Sevgi, bu gelişimin en temel basamaklarından biridir. Olmazsa, olmazdır. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, özellikle 0 – 3 yaş arasında anne- babalar çocuklarına sevgiyle/şefkatle yaklaştıkları zaman, onlara sadece sevilebilen, değerli biri olduklarını öğretmiyorlar, aynı zamanda anlaşılabildiğini, insan ilişkilerinin güvenli olduğunu, empati duygusunu, duygu kontrolünü, stres karşısında nasıl sakinleşip, baş edebileceğini öğretiyorlar.

0 – 3 yaşta çocuğun anneyle kuracağı güvenli bağın, ileriki yaşamını şekillendiren önemli etkenlerden biri olduğunu artık biliyoruz. Eğer anne – babaların, çocuklarının gelecekteki hayatlarını böylesine etkileme şansları varsa bunun için neler yapabilirler? Onların gelişimi için gerekli olan sevgiyi verirken nelere dikkat etmeleri gerekir?


1) MİZAÇ;


Çocuklar bazı özelliklerle doğar. Saç rengi, göz rengi gibi fiziksel özelliklerinin yanı sıra, bazı mizaç (kişilik) özellikleriyle de dünyaya gelirler. Her çocuğun mizacı farklıdır. ÖR: Hareketlilik düzeyi, sakinlik düzeyi, yeniliği kabul etme, duygusal hassasiyet düzeyi (sese, ışığa, tensel temasa tolerans düzeyi gibi.)


2) GELİŞİM HIZI;


Her çocuğun gelişim hızı farklıdır. ÖR: Bazı çocuklar 9 aylık, bazıları 12 aylık, bazıları ise 15-16 aylık yürüyebilirler. Anne-babaların çocukların gelişim hızına saygı göstermeleri, bunu kabullenmeleri ve ona göre yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.


3) ÖĞRENME ŞEKLİ;


Her çocuğun öğrenme şekli farklıdır. ÖR: Hata yapmaktan çekinen veya çekinmeyen, çekinmeden deneyen veya uzun gözlemlerden sonra deneyebilen çocuklar gibi. Bu bilgiler de çocuklara yaklaşımımızda önemli rol oynamaktadır.


4) GELİŞİMSEL EVRELER;


Çocuklar büyürken benzer gelişimsel dönemler yaşarlar. ÖR: Bağ dönemi, huysuz aksi dönem, ödipal dönem, önergenlik, ergenlik dönemleri gibi.

Çocukların bu evreleri hangi yaş diliminde yaşayacağı da aşağı yukarı bellidir.

Bu dönemlerin bilinmesi, bebeğin/çocuğun/ergenin bu evrelere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. ÖR: 2-3 yaş dönemi, yani huysuz/aksi dönemde, çocuklar daha sık ağlar, çabuk sinirlenir, inatçı olurlar. Bunun da bir sorun değil, gelişim evresi olarak değerlendirilebilmesi gerekmektedir.


Yukarıda belirtilen bu 4 alanla ilgili anne-babaların bilgili olması ve çocuklarının bu alanlardaki gelişimlerinin farkında olabilmeleri onlara çok yardımcı olacaktır. O zaman daha gerçekçi beklentiler oluşturacak ve çocuklarının farklı davranışlarını daha doğru değerlendirebileceklerdir. 0-3 yaş, 4-6 yaş, 6-10 yaş ve ergenlik dönemlerinin kendiNE özgü süreçlerini bilmek, ebeveynlerin işini kolaylaştıracaktır. Disiplin/sınır koyma ne zaman başlar?.. Doğru disiplin yöntemleri nelerdir?.. Sorumluluklar nasıl verilir?..gibi soruların yanıtları bu süreçlerle ilgili bilgilerin içindedir.


Özgüven insanın kendisi ile ilgili olarak ne hissettiğidir. Kendisini insan olarak ne kadar sevdiğidir. Oksijen kadar önemlidir. Özgüven gelişimi 2 temel ihtiyaçtan kaynaklanır; ‘Sevilmek’ ve ‘Kendini değerli hissetmek.’

Çocuğun kendini sevilebilen bir insan olarak hissetmesi ise, anne-babasının ona verdiği tepkilerle sağlanır. Anne-babalar ayna görevi görür. O yüzden de anne-baba olarak kullandığımız vücut dilimiz ve konuşma dilimiz bu özgüven gelişiminde çok önemlidir.


Peki hepimiz çocuklarımızı çok severken niye bazen sevgimizi doğru ifade etmekte zorlanırız? Anne-baba olarak bizi neler etkilemiş olabilir hayatta?


· Kendi geçmişimizden getirdiklerimiz

· Kendi anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı

· İhtiyaçlarımız

· Öğrendiklerimiz

· Hayallerimiz

Çocuklarımıza gösterdiğimiz davranışlarla ilgili kendimize hangi soruları yöneltmeliyiz;

· Anne-baba olarak çocuğumuzdan beklentilerimiz nelerdir?

· Bunlar gerçekçi midir?

· Niçin böyle bir beklentimiz var?

· Nereden kaynaklanmakta?

· Önemli midir?

· Bizim anne-baba olarak hangi ihtiyacımızı karşılıyor?

· Çocuğumuzun yapısına uygun mudur?

Çocuğumuza sadece kendi beklentimize göre değil, onun özelliklerini de göz önüne alarak yaklaşmalıyız. Sevgimizi onlara gösteriş tarzımız; hem onların gelişimini (ruhsal, zihinsel ve bedensel) etkileyecek, hem de onların ileride kendi çocuklarına gösterecekleri sevgi tarzına model oluşturacaktır.


KAYNAKÇA;

1- Lewis, M. Volkmar, F. (1900) Clinical Aspects of Child and Adolescent Development. London: Lea and Febiger.

2- Raison, Charlos Dr., (2012), Love key to brain development in children. 12.03.2012 tarihinde http://thechart.blogs.cnn.com / 2012/03/12/love-key-to-brain-deve lopment-in children/hpt=hp_c2 adresinden alınmıştır.



SELDA ÖZEN

· 1976 Özel İzmir Amerikan Koleji, 1985 Boğaziçi Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Yüksek Lisans Mezunudur.

· 1987-88’ de CIP bursuyla A.B.D Minnesota Eyaletinde öğrenme sorunu yaşayan çocuklarla ilgili araştırma ve çalışmalarda bulunmuştur.

· 1989 yılında Dodo Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezini (Özel Mavi Yunus Aile Danışma Merkezi) kurmuş ve günümüze kadar çocuk ve ailelere yönelik rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini vermeye devam etmiştir.

· 1995-1998 arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sağlam Çocuk Bölümü’ndeki pediatristlerle ortak bir çalışma başlatmıştır.

· 2000-2005 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ile Okul Öncesi Bölümleri’ndeki öğrencilere çocuk ve aileye yönelik dersler vermiş olup bu bölümlerde yarı zamanlı öğretim üyeliği görevini sürdürmüştür.

· Sürdürdüğü tüm çalışmalarında çocuk ve aileyi birlikte inceleyen bütünsel bir yaklaşımı hedeflemektedir.

· Halen çocuklara ve ailelere yönelik danışmanlık hizmeti vermeyi sürdürmektedir.

Son yıllarda yetişkin danışmanlığına ağırlık vermektedir. Bütün Çocuklar Bizim Derneği’nin yönetim kurulunda görev almakta, dezavantajlı çocuklara destek olmaya çalışmaktadır.







<